Gülen nasıl Amerika’ya gitti

Onlar bize Cumhuriyet tarihinin en karanlık gecesini yaşattılar.Gece başlarken kimse tam olarak ne olduğunu anlamamıştı.Tanklar önüne geleni eziyor,uçaklar üzerimize ışık hızını aşarak geliyordu, tam da buydu Gülen´in 50 yıl önce planladığı

En güçlü silahı hitabetiydi,ve çevresindekileri etkilemeyi çok iyi biliyordu, Halkın ne istediğini,ne duymak istediğini çok iyi bildiği için 1963 yılında Erzurum’da kominizimle mücadele derneği kurdu,fakat Gülen o kadar hırslı bi insandı ki Erzurum ona yetmedi,1969 yılında Kestane pazarında sohbetlere başladı ve bu sohbetler vasıtasıyla daha çok tanınmaya başlandı.Gülen yaşamının hiç bir döneminde para sıkıntısı çekmedi,yaptığı sohbetlerde himmetler toplanıyor oluk oluk para yağıyordu.

1976 yılında İzmir Bornova’da konferanslar veriyor,bu vasıtaylada neredeyse tüm anadolu´ yu karış karış geziyordu,1977 yılında İstanbul’da ilk vaazını verdi, dinleyiciler arasında her kesimden insan vardı,dinleyenlerine Altın nesli anlatıyordu,O zamanlar da kimse fark edemedi Altın neslin kendine bağlı bi ordu olacağını.Gençler arasında yuvalandılar,

Halkın bam telini çok iyi biliyorlardı,Sağ Sol birbirini yerken bunlar hiç olmazsa çocuklarımıza din eğitimi veriyor diye düşünüyordu halkımız.Kandırılmış vatan evlatları hergün sağ sol olaylarına kurban giderken bunlar kendilerine bağlı çocukları bu olaylardan uzak tuttular,

1979 yılında Sızıntı dergisi kuruldu ve o günlerde bunların ordu içerisine yuvalandıkları konuşulmaya başlanmıştı.O sene Sızıntı Dergisinin başyazarı olan Gülen orduyu ve darbeyi öven yazılar yazdı ve darbeye bir kala Kenan EVREN’e yakın olmaya çalışıyordu,daha o zamanlar adam adama markaj yapıyordu.Evren`nin yanında olmak için Mehmetçik vakfına yüklü bağışlar yapıyordu.

1981 yılında artık Gülen resmi din adamı değildi,Vaazlar vermeye,öğrenci yetiştirmeye devam ediyordu,özellikle kimsenin dikkatini çekmeyecek yerlerde evler açıyorlardı,her geçen gün katlanarak büyüdüler,evler yurtlara döndü,Bu rol model de halkın son derece beğenisini topladı, halk bu evlere hem çocuğunu yolladı hemde para ödedi. 1979 ile 1981 yılları arasında 12 olan ev sayısı yüz eve çok rahat ulaştı.

Himmet toplantılarına katılanlar adeta birbirleriyle yarıştılar,O dönemlerde de onlardan rahatsız olan Laik bi kesim vardı,Gülen’nin bunu fark etmesi ve bu tehtidi takiye ile bertaraf etmesi hiçte zor olmadı, O zamanlar da yurtlarını ziyarete gelen önemli konukları olduğu zaman her tarafa Atatürk resimleri asarlardı, misafirleri gittiği zaman tükürün şu Deccalin suratına derlerdi.

1990’lı yıllar Gülen’nin görünür olduğu yıllardı.Hatta o zamanlar da Polis okullarına Polis Işık akademisi denmeye bile başlanmıştı,o günlerde Gülen’nin okullarında ingilizce dersleri verenler CIA ajanlarıydı,Devlete sızacak bi ordu hazırlıyordu.

Okullarında başarılı olan çocukları hiç bir zaman başı boş bırakmıyorlardı,hatta gelecek gördükleri çocukların ailelerine giderek onlarla görüşüyorlar,gariban ailelere yardım ediyorlardı,çocukların aileleride bunlara her zaman minnettar kalıyordu.O çocuklar yetişip savcı,asker,bürokrat olduklarında abilerin ricaları başlıyordu, ve kendilerini büyüten bi yerlere gelmelerine vesile olan abilerin ricaları asla kırılmazdı,Gülen’e bağlı olacak olan Altın nesil günü geldiğinde Devletin kalbine vuracaktı hançeri.

Altın neslin tam manasıyla ilerlemesi ve yolundaki engellerin kaldırılması için medya’ya ihyitaç duydular,Gazeteciler ve Yazarlar vakfı’nı 1991 yılında kurdular böylece Gülen hareketinde yeni bi düzen başladı.

1996 yılında ise kendilerini bi adım daha ileriye taşıyacak yeni bi açılım başlattılar.Bu açılım Dinler Arası Diyalog ve hoşgörü oldu.Bu açılımla birlikte Vatikan’nın dikkatini çekti.1998 yılında Papa ile görüşmesi ile de Batı’nın tam desteğini aldı ve büyümesi durdurulamaz hale geldi.Üniversteler’de Gülen’e kürsüler veriliyor,başta Amerika olmak üzere dünya’nın bir çok ülkesinde konferanslar veriyordu.Gazeteler de Dergiler de boyboy Gülen röportajları yayınlanıyordu.

Ilımlı islam politikasını anlatmaya başladıklarından itibaren tüm Türki Cumhuriyetlere operasyon başlamıştı,diğer yandan da Türkçe olimpiyatlarıyla da ülkemizin siyasetçilerinin dikkatini çeken Gülen’e her türlü devlet desteği sağlanıyordu.

Onlar için herşey yolunda gidiyordu ki karşılarına Erbakan engeli çıktı.Necmettin Erbakan’nın partisinin 1996 yılında sandıkdan birinci çıkması Gülen’ni hortlattı,kıskandırdı, Bu günlerde itirafçı olan Televizyon kanallarını gezen Nurettin Veren bizzat Demirel’in yanına köşke çıktı ve bunlar iktidar da olurlarsa asker darbe yapacak diyerek Demirel’i bi nevi tehdit etti, Fettullah Gülen Refah partisinden oldukça çekiniyor ve Refah partisini kendi oluşumuna tehdit olarak görüyordu.Erbakan’nı ve Milli Görüş’ü bertaraf etmek için 28 Şubat sürecini hazırladılar.

28 Şubat sürecinde Erbakan iktidardan uzaklaştırılırken Fettullah Gülen hakkında da kasetler,Mit raporları yayınlanmaya başlanıyor ve Gülen’nin Devlete sızmaya çalıştığı yüksek sesle söylenmeye başlanıyordu.Bunu en sert  şekilde söyleyen Genelkurmay 2.Başkanı Orgeneral Çevikbir oldu.Devleti yıkmak için okullar kuruluyor ifadesini kullanan Çevirbir’e cevabı Nazlı Ilıcak vermişti.Nazlı ılıcak’ın konuşma yaptığı salon da Gülen ve Demirel yanyana oturuyordu. O süreçten sonra Gülen Amerika’ya gitti.

Yorum yap

Bir Cevap Yazın